Son Güncelleme: 22.12.2017

Sürekli Egitim

Erişkin Dermatoloji Hastalarının Aşılanması

10.4274/tdd.3542

  • Sevtap Velipaşaoğlu
  • Özlem Dicle

Gönderim Tarihi: 21.11.2017 Kabul Tarihi: 21.11.2017 Turk J Dermatol 2017;11(4):149-157

Dermatolojik hastalıklarda enfeksiyonlara eğilimin hastalığa ve kullanılan immünosupresif ve immünomodülatuar tedavilere bağlı arttığı bilinmektedir. Klinik uygulamalarda, eskiden beri var olan, iyi bilinen immünosupresan tedavilerden son yıllarda kullanım alanına giren çok sayıda biyolojik ajana kadar birçok tedavi seçeneği kronik hastalıklarda kullanılmaktadır. Dermatolojide bu grup tedavilerin sık kullanımına en iyi örnekler psoriasis ve pemfigus ve büllöz pemfigoid gibi otoimmün büllöz hastalıklardır. Her ne kadar birçok enfeksiyon aşı ile önlenebilir olsa da dermatolojide bu tedavilerin kullanıldığı hasta gruplarında immünizasyonun yeri yeterince bilinmemektedir. Hastayla her karşılaşma, gereksinim duyduğu aşıları önermek için bir fırsat olduğundan bu gözden geçirme yazısında erişkin dermatoloji hastalarının, özellikle de bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullananların bağışıklanmasına değinilecektir.

Anahtar Kelimeler: Dermatoloji,bağışıklama,psoriasis,pemfigus,büllöz pemfigoid,immünosupresyon

Giriş

Bağışıklama, temiz su ve sanitasyondan sonra en çok yaşam kurtaran ikinci halk sağlığı uygulamasıdır. Türkiye’de 13 hastalığa karşı olan çocukluk çağı aşıları %95’in üzerinde kapsayıcılık oranıyla uygulanmaktadır. Ne yazık ki erişkinlerde ve altta yatan hastalıkları nedeniyle bulaşıcı hastalıklara daha yatkın olan bireylerde bağışıklama oranları hala düşüktür (1-4). Dermatolojik hastalığı olan bireyler hem hastalıklarına hem de kullanılan bağışıklığı baskılayıcı tedavilere bağlı olarak artmış enfeksiyon riskine sahiptir. Bariyer işlevi gören deri bütünlüğünün bozulması, birçok hastalıkta çoklu organ tutulumu olması, sık poliklinik başvurusu, hastane yatışları ve kullanılan bağışıklığı baskılayıcı tedaviler aşıyla önlenebilir hastalıklara yakalanma ve bunlar nedeniyle ölümün temel nedenleri arasındadır. Aşıyla önlenebilir hastalık risklerinde artışa karşın kronik hastaların bağışıklanma oranları oldukça düşüktür. Bu hastaların bağışıklanmasının önündeki temel engeller ise; eklenebilecek hastalıkları önleyecek bütüncül yaklaşım yerine var olan hastalığın tedavisinin öncelenmesi, aşıların endikasyon ve kontrendikasyonları ile ilgili bilgi eksikliği ve sağlık çalışanları arasında aşılama ile ilgili konularda işbirliğinin sınırlı olmasıdır (örneğin; hastayı kim, hangi aşı ve şema ile nerede aşılayacaktır?) (Tablo 1).

Bu yazının amacı Türkiye’nin bağışıklama programını kısaca tanıtmak ve erişkin dermatoloji hastalarında kullanılması gereken aşılarla ilgili bilgi vermektir. Klinik uygulamada bağışıklığı baskılayıcı tedaviler sıklıkla psoriasis ve otoimmün büllü hastalıklarda kullanıldığı için bu tür hastalığı olan bireylerin bağışıklanmasına da değinilecektir.


Türkiye’nin Bağışıklama Programı

Her ülke hastalık ve aşının özelliklerini göz önünde bulundurarak kendi bağışıklama şemasına karar verir. Bu kararı verirken göz önünde bulundurulan hastalığa ait etmenler; hastalığın bir halk sağlığı sorunu olarak önemi (örneğin; hastalığın o ülkedeki epidemiyolojisi, hassas yaş grupları, hastalığın komplikasyonları, ölüm hızı, vb.) ve hem sağlık sistemine hem de topluma (örneğin; işe, okula devamsızlık gibi) getirdiği ekonomik yüktür. Aşıyla ilgili etmenlerse güvenilirliği, etkinliği, fiyatı, lojistik gereksinimi, zaten çok sayıda aşı içeren bir şemaya yeni bir aşı eklenmesinin zorluğu, aşının toplum ve sağlık çalışanları tarafından benimsenebilirliğidir.

Türkiye’de çocukluk çağı aşılamaları iyi yerleşmiş bir sistemle ve yüksek bağışıklama oranıyla 13 aşıyla önlenebilir hastalığa karşı yürütülmektedir. Çocukluk çağında kullanılan aşıların hedeflediği hastalıklar ve aşının bağışıklama programına eklenme yılları (parantez içinde) şu şekildedir: Boğmaca (1968), difteri (1937), haemophilus influenzae tip B (2006), hepatit A (2012), hepatit B (1998), kızamık (1970), kızamıkçık (2006), kabakulak (2006), pnömokok (2008), poliomyelit (1963), suçiçeği (2012), tetanos (1968) ve verem (1952). Bu bilgi erişkin hastaya geçmişte hangi aşıların uygulanmış olabileceğini anlamak açısından önemlidir. Bazı aşıların programa eklenme zamanı 1930’lar olsa da ancak 80’li yıllarda yürütülen aşılama kampanyalarından sonra bağışıklama oranları %20’lerden %80’lere; son 5 yılda ise %95’in üzerine çıkabilmiştir. Yani dermatoloji kliniklerinde görülen pek çok erişkin hasta bu hastalıklara karşı hiç aşılanmamıştır. Seroepidemiyolojik çalışmalar ülkemizde 40 yaşın üzerindeki bireylerin %90’ından fazlasının hepatit A, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği için seropozitif olduklarını göstermiştir (5-7). Diğer taraftan ortanca yaşı 57,1 olan erişkin grubunda yapılan çalışmada; grubun %65’inin difteriye, %69’unun tetanosa ve %90’ının boğmacaya karşı korunmadığı saptanmıştır (8). Bu rakamlar pek çok erişkinin yaşam boyu koruyuculuk bırakan viral hastalıkları önceden geçirerek şu an bağışık olduklarını, fakat aşıyla önlenebilir diğer hastalıklara halen açık olduklarını göstermektedir.

Türkiye’de ne yazık ki Sağlık Bakanlığı’nca yürütülmekte olan erişkin bağışıklama programı çok kapsamlı değildir. Buna karşın uzmanlık dernekleri Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak daha kapsamlı erişkin bağışıklama şemaları önermiş ve sonuncusunu 2016 yılında güncellemişlerdir. Bu önerilerden bazıları Tablo 2’de sunulmuştur (9). Şu an için Sağlık Bakanlığı’nın erişkin bağışıklama programı tetanos ve difteri aşılarının pekiştirme dozları ile 65 yaş üzeri bireyler için influenza ve pnömokok aşılarını içermektedir. Belli risk gruplarındaki erişkinler içinse çocukluk çağı aşı takvimindeki aşılar erişkinlere ücretsiz olarak uygulanabilmektedir. Benzer şekilde erişkin risk gruplarında influenza ve konjuge pnömokok aşıları da devlet tarafından karşılanmaktadır. Ancak human papilloma virus aşıları, konjuge meningokok aşıları, herpes zoster aşısı ve polisakkarid pnömokok aşısı risk gruplarında bile karşılanmamaktadır. Bu aşılar, ücreti hasta tarafından ödenerek reçete ile alınabilir.


Aşılara Genel Bakış

Aşılar, canlı ve ölü aşılar olmak üzere temel olarak iki gruba ayrılır (Tablo 3). Bacillus Calmette-Guerin (BCG), kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK), oral polio aşısı (OPA), suçiçeği ve herpes zoster aşıları canlı aşılardır. Bunlara ek olarak rotavirüs aşıları (yalnızca küçük çocuklarda kullanılır) ve iki seyahat aşısı (sarı humma ve oral tifo aşısı) canlı aşılardır. Canlı intranasal influenza aşısı Türkiye’de bulunmamaktadır. Diğer bütün aşılar ölü aşılardır. Ölü aşılar canlı mikroorganizma içermez. Ölü aşıların içinde ya bütün mikroorganizma ölü halde ya da mikroorganizmanın belli kısımları veya ürünleri bulunur (örneğin; saflaştırılmış proteinler, polisakkaridler, oligosakkaridler, toksoidler, virüse benzer parçacıklar ya da proteinle konjuge edilmiş oligo/polisakkaridler gibi) (10).

Bir aşıya ya da aşının içindeki bir maddeye karşı bilinen anafilaksisi olan kişiye o aşının uygulanması kontrendikedir. Atopik dermatit bu bağlamda herhangi bir kontrendikasyon oluşturmaz.

- Canlı aşıların etkin olabilmeleri için vücutta çoğalmaları gerekir. Bağışıklığı baskılı bireylerin vücutlarının, bu replikasyonu kontrol altında tutma becerisi belirgin olarak azalmıştır. Bu nedenle bağışıklığı orta ya da ağır düzey baskılı bireylerde ve gebelerde aşının güvenilirliğinde oluşabilecek sorunlar nedeniyle canlı aşılar kontrendikedir. Bağışıklığı baskılı bireylere ölü aşıların uygulanmasının hasta güvenliği açısından bir sakıncası yoktur. Ancak bağışıklık baskılanmasının düzeyine göre değişen oranlarda aşı yanıtları azalabilir (10-12).

- Aşılama zamanında orta şiddetli ya da şiddetli hastalık olması, önlem alınarak aşı uygulanması (precaution) ya da dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Önlem alınarak aşı uygulanması gereken durum; aşı uygulanan kişide ciddi yan etki riskini artıran ya da tanısal karmaşaya neden olabilen veya aşı yanıtını azaltabilen durum şeklinde tanımlanır. Orta şiddette ya da şiddetli hastalık atakları sırasında aşıyı ertelemek tercih edilir. Ancak klinisyen hastalık şiddetinde azalmanın çok uzun zaman alacağını öngörüyorsa hastanın aşılanmasına devam etme ya da etmeme konusunda karar vermek zorundadır. Eğer hekim aşının getireceği korumanın olası yan etki riskinden daha önemli olduğunu düşünüyorsa aşılamaya devam edebilir (10,11).

- Kan/kan ürünü transfüzyonunun suçiçeği aşısına ve kızamık içeren (örneğin; KKK) aşılara yanıtı azalttığı bilinmektedir. Bunun nedeni, kan ürünü aracılığıyla bireye aktarılan kızamık ve suçiçeğine karşı pasif antikorların aşı virüsünü nötralize etmesidir. Böyle bir durumun varlığında alınan kan/kan ürününün dozuna göre suçiçeği ve KKK aşısını uygulamadan belli süreler boyunca beklemek gerekir (Tablo 4). Benzer şekilde bu aşılar uygulandıktan sonra 14 gün içinde kan/kan ürünü verilmemeli, eğer verilmek zorunda kalınırsa bekleme süresinin sonunda birey yeniden aşılanmalıdır. Herpes zoster aşısı, suçiçeği aşısına göre çok daha fazla miktarda virüs içerdiği için kan ürünün içindeki antikorlarla etkinliğinin azalması beklenmez. Bu nedenle herpes zoster aşılamasında herhangi bir erteleme yapılmasına gerek yoktur (10-12).

- Herpes virüslere karşı etkili antiviraller (örneğin; asiklovir, valasiklovir) suçiçeği ve herpes zoster aşısının etkinliğini azaltır. Bu tür antiviralleri alan bireylerde suçiçeği ve herpes zoster aşılaması ilaç kesildikten en erken bir gün sonra yapılabilir. Bu aşılar uygulandıktan sonra hastalara mümkünse 14 gün süreyle herpes virüslere etkili antiviraller başlanmamalıdır. Eğer mecbur kalınarak aşılama üzerinden 14 gün geçmeden bu ilaçlara başlandıysa; aşı yanıtı, aşılamadan 4-6 hafta sonra serolojik testlerle değerlendirilmelidir (12).


Dermatolojik Hastalığı Olan Bireylerin Bağışıklanması

Rutin erişkin bağışıklaması sıklıkla birinci basamak hekimleri tarafından yürütülmektedir. Ancak kronik hastalığı olan erişkinlerin ek aşılara gereksinimi olabilir. Hastayla her karşılaşma, özellikle de kronik hastalık varlığında hastanın gereksinim duyduğu aşıları konuşmak için dermatologlar açısından da bir fırsattır. Ayrıca dermatolog tarafından önerilen tedaviler de hastaya ek aşı uygulanması gereksinimini doğurabilir. Aşıların dermatolojik hastalıkların alevlenmesine neden olduğu gösterilmemiştir. Aşının hastalık alevlenmesine neden olduğunu söyleyen olgu sunumları bulunsa da bir neden-sonuç ilişkisi kurabilmek için hastalık alevlenmelerinin olağan hızlarını göz önüne almak, rastlantısal alevlenmeleri dışlamak ve doğal enfeksiyonların neden olduğu alevlenme riskiyle aşıların neden olduğu alevlenme riskini karşılaştırmak gereklidir (13). Diğer yandan aşıların etkinlikleri aşının türünden, aşılanan bireyin yaşından ve bağışıklık durumundan, immünsupresif/immünomodülatuar ilaçların kullanımından, ek başka hastalık ya da komorbid durum varlığından etkilenir. Kronik hastalığı olan bir bireyi aşılamak için dermatoloğun 4 sorunun yanıtını araması gereklidir: i. Var olan hastalık ya da kullanılan ilaç hastada aşıyla önlenebilir herhangi bir hastalık riskini artırmakta mıdır? ii. Var olan hastalık ya da kullanılan ilaç hastada herhangi bir aşıyı kontrendike hale getirmekte midir? iii. Hastanın sağlığını tehlikeye atmadan hangi aşılar önerilebilir? iv. Aşıları kim, hangi şema ile uygulayacaktır?

Aslında hangi aşılara gereksinim olduğuna ya da hangi aşıların kontrendike olduğuna karar verirken yine genel bağışıklama ilkeleri bize yardımcı olacaktır. Erişkin dermatoloji hastaları, bağışıklıkları baskılanmadığı sürece yukarıdaki genel bilgiler göz önüne alınarak, rutin erişkin bağışıklama şemasıyla aşılanmalıdır. Bağışıklığı baskılayan durumlarda ise başka etmenleri de göz önüne almak gerekir.


Bağışıklık Baskılanması ve Aşılar

Erişkinlerde bağışıklık baskılanması, hastalıklar (örneğin; kanser, AIDS, immün aracılı hastalıklar gibi) ya da kullanılan kortikosteroid, kemoterapi, radyoterapi, immünsupresif ve/veya immünomodulatuar ilaçlar gibi tedaviler sonucunda gelişebilir. Bağışıklığı baskılı bireylerin güvenli ve etkin bir şekilde bağışıklanabilmesi için bazı ek kurallara dikkat etmek gerekir. Hangi aşıların kişiye uygulanacağı kararı, kişinin ileride bağışıklığı baskılayıcı tedavi kullanımı adayı olup olmamasına ya da şu anda bağışıklığının düşük veya yüksek düzeyde baskılı olup olmadığına göre değişir (14-21).


a) Bağışıklığı Baskılayıcı Tedavi Adayı Olan Bireyler

İleride bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanımının gerekebileceği öngörülen hastalarda aşıların immünosupresif ilaçlara başlamadan önce uygulanması en iyisidir. Erişkin hastalarda çoğu zaman aşılanma belgeleri kayıptır ve bağışıklanma öyküsü net değildir. Böyle bir durumda hastanın belli hastalıklara (örneğin; kızamık, kızamıkcık, kabakulak, suçiçeği, hepatit A, hepatit B) karşı bağışıklık durumunu değerlendirmek amacıyla serolojik testler yapılarak, birkaç istisna dışında erişkin çağı bağışıklama şemasının (Tablo 2) uygulanması gerekir. İstisna oluşturan aşılar influenza ve pnömokok aşılarıdır. Bu aşılara 65 yaşı beklemeden hemen başlanmalıdır (14-21). Influenza aşısı her yıl yinelenmelidir. Pnömokok aşılamasına ise önce konjuge pnömokok aşısıyla başlanmalı (KPA13) ve bu aşıdan en erken 8 hafta sonra polisakkarid pnömokok aşısı (PPA23) uygulanmalıdır. Bu hastalarda herpes zoster aşısının 50 yaşa kadar çekilebileceğini söyleyen çalışmalar bulunmaktadır (16). Çünkü herpes zoster riski örneğin azatioprin kullanımıyla 2 kat, sisklofosfamid kullanımıyla 4,2 kat ve glukokortikoid kullanımıyla 1,5-2,5 kat artabilmektedir (22). Ayrıca psoriasis hastalarında metotreksatın biyolojik tedavilerle birlikte verilmesinin de herpes zoster riskini artırdığı bilinmektedir (22).

Aşıya karşı yanıtın en uygun şekilde gelişebilmesi için ölü aşılar bağışıklığı baskılayıcı tedaviye başlanmadan 2 hafta, canlı aşılar ise 4 hafta ya da daha uzun bir süre önce tamamlanmış olmalıdır. Ayrıca bağışıklığı baskılayıcı tedaviye bu süreler beklenmeden başlanması canlı aşılar açısından yan etki riski doğurabilir (10,12,16,19).


b) Bağışıklığı Baskılayıcı Tedavi Almakta Olan Hastalar

Bağışıklığı baskılayan tedavi alan hastaları aşılamaya başlamadan önce hekim, hastanın bağışıklığının düşük düzeyde mi, yüksek düzeyde mi baskılanmış olduğuna karar vermelidir. Erişkinlerde, bağışıklığı düşük düzeyde baskılayan tedaviler şu şekilde tanımlanmaktadır: 20 mg/gün ya da daha düşük düzeyde prednizon veya eşdeğerlerinin kullanımı, düşük doz metotreksat (<0,4 mg/kg/hafta ve <20 mg/hafta) kullanımı, düşük doz 6-merkaptopürin kullanımı (<1,5 mg/kg/gün) ya da düşük doz azatioprin (<3 mg/kg/gün) kullanımı (4,16,19). Bağışıklığı yüksek düzeyde baskılayan tedaviler ise yukarıdaki ilaçların tanımlanan dozları aşacak şekilde kullanılması ya da tümör nekrozis faktör inhibitörleri ya da rituksimab gibi biyolojik ajanların kullanılmasıdır (4,16,19).


Bağışıklığı Düşük Düzeyde Baskılayan İlaç Kullanan Bireyler:

Topikal ve sistemik steroidler pek çok dermatolojik hastalıkta kullanılabilir. Topikal steroid kullanımı hiçbir aşı için tek başına kontrendikasyon oluşturmaz. Düşük düzeyde bağışıklığı baskılayan tedavi kullanan bireylere tüm ölü aşılar uygulanabilir. İnfluenza aşısı bu durumdaki erişkin hastanın yaşına bakılmaksızın başlanmalı ve her yıl tekrarlanmalıdır (4,16,19,20). Daha önce pnömokok aşılaması başlanmamış bireylerde, pnömokok aşılamasına önce konjuge pnömokok aşısıyla başlanmalı (KPA13) ve bu aşıdan en erken 8 hafta sonra polisakkarid pnömokok aşısı (PPA23) uygulanmalıdır. Polisakkarid pnömokok aşısı 5 yıl sonra ikinci kez verilmelidir. Geçmişte yalnızca polisakkarid aşı uygulanmış olan bireylere ise konjuge aşıya başlamadan önce en az bir yıl beklenmelidir.

Uzun süreden beri bağışıklığı düşük düzeyde baskılayan ilaç kullanan bireylere canlı aşıları uygulamadan önce bağışıklama konusunda uzman birinin görüşünü almak en iyisidir. Çünkü bu konudaki literatür hızla değişmektedir ve birbiri ile çelişen önerilere rastlanabilmektedir. Canlı aşı uygulanma kararı hastanın içinde yaşadığı koşullara göre de değişebilir (örneğin; işine, kalabalık evde yaşamasına, hastalığın o sıradaki sıklığına, vb.). Bugün için bağışıklığı düşük düzeyde baskılayan tedavi alan, daha önce suçiçeği geçirmemiş bireylere suçiçeği aşısının uygulanabileceği düşünülmektedir. Erişkinlere bu aşı en az 4 hafta arayla, iki doz şeklinde uygulanır. Herpes zoster aşısı normalde ≥60 yaş üzerindeki bireylere uygulansa da yeni çalışmalar ve uzmanlık derneklerinin bazılarının önerileri, bu grup hastalarda aşıya 50 yaşta da başlanabileceğini belirtmektedir (16,19,23). Yeterli çalışma bulunmaması nedeniyle pek çok klinik kılavuz KKK aşısını önermekten çekinmektedir (16,17,19). Bu nedenle KKK aşısını uygulamadan önce mutlaka uzman görüşü alınmalıdır. Türkiye’de diğer canlı aşılar olan OPA ve BCG aşıları erişkin bağışıklama programında zaten yer almamakta; canlı influenza aşısı ise bulunmamaktadır. Yeterli güvenilirlik verisi olmaması nedeniyle bu hastalarda seyahat aşılarından OPA aşısı, sarı humma aşısı ve canlı Salmonella aşısının kullanılmaması önerilmektedir.


Bağışıklığı Yüksek Düzeyde Baskılayan İlaç Kullanan Bireyler:

Yüksek dozda steroid kullanan erişkinlerde canlı aşılar kontrendikedir. Kortikosteroidlerde yüksek doz sınırı ≥20 mg/gün prednizon ya da eşdeğeridir. Yüksek doz steroid uygulaması 14 günden kısa süre kullanılırsa tedavi kesilir kesilmez canlı aşılara başlanabilir. Yüksek doz steroid tedavisi ≥14 gün sürdüyse; ilaç kesildikten sonra canlı aşılara başlamadan en az bir ay beklemek gerekir (11,12,16,17).

İmmünosupresif/immünomodülatuar tedavilerin kullanımı tüm canlı aşılar için kontrendikasyon oluşturur. Bu ilaçlar kesildikten sonra canlı aşılara başlamadan önce bağışıklık baskılanması kalkana kadar beklenmelidir (19,24,25). Steroidler dışındaki ilaçlarda bu bekleme süresinin ilacın yarı ömrünün 5 katı olduğu düşünülür. Psoriasis ve otoimmün büllü hastalıklarda kullanılan bağışıklığı baskılayıcı tedavilerden ne kadar süre sonra canlı aşılara başlanabileceği ve bu konudaki genel öneriler sırasıyla Tablo 5 ve 6’da özetlenmiştir. Bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanan ya da kullanacak olan hastalarla ilgili özet bir akış şeması da Şekil 1’de sunulmuştur.

Ölü aşılar bağışıklığı yüksek düzeyde baskılı bireylere güvenle uygulanabilir. İnfluenza ve pnömokok aşılamaları, düşük düzeyde bağışıklık baskılanması olan bireylerdeki gibi sürdürülür. Ancak bu aşılara yanıt azalabilir.

Dermatolojide kullanılmakta olan bağışıklığı baskılayıcı ilaçların aşı yanıtları üzerine etkisiyle ilgili bilgiler, sıklıkla bu ilaçların kullanıldığı diğer immün aracılı enflamatuvar hastalıklardaki (enflamatuvar barsak hastalıkları ve romatoid artrit gibi) çalışmalardan gelmektedir. Örneğin bu çalışmalar metotreksat ve anti-tümör nekroz faktör-α ajanlarının kullanımının influenza aşı yanıtını genel olarak azaltmadığını; ancak aşı içindeki suş, komorbid durumların varlığı ya da birlikte kullanılan bağışıklığı baskılayıcı diğer ilaçların aşı yanıtını azaltabileceğini göstermiştir (26,27). Konjuge pnömokok aşısı ile yapılan çalışmalar ise aşı içindeki bazı serotiplere karşı yanıtın metotreksat kullanımı ile azalabileceğini, ancak anti-tümör nekroz faktör-α ajanlarının yanıtı azaltmadığını göstermiştir (26). Rituksimab (anti CD-20) hem influenza hem de pnömokok aşı yanıtlarını azaltmaktadır (26).


Bağışıklığı Baskılı Hastalarla Yakın Temastaki Bireylerin Aşılanması

Bu grubu oluşturan bağışıklığı baskılı bireylerin çevresinde bir koruma çemberi oluşturabilmek için aynı evde yaşayan bireylerin ve sağlık çalışanlarının rutin erişkin aşılarına ek bazı aşıları olması gerekmektedir. Bunun sağlanmadığı durumda, yakın temastaki kişiler hastalar için bulaş kaynağı olabilmektedir. Temas edilen hastayı korumak amacıyla aynı evde yaşayan bireylerin ve sağlık çalışanlarının influenza aşısını her yıl yaptırması gerekmektedir. Ev içinde bağışıklığı baskılı birey varsa o evdekilere ölü aşıların uygulanmasının hiçbir sakıncası yoktur. Ancak canlı aşı uygulamalarında birkaç istisnaya dikkat etmek gerekir (11,12,16,17). Bağışıklığı baskılı bireylerle aynı evde yaşayan çocuklara OPA aşısı uygulanmamalıdır; çünkü aşı virüsünün fekal oral yolla bağışıklığı baskılı bireye bulaşma riski vardır. Aynı evde yaşayan çocuklara rotavirüs aşısı uygulanabilir; ancak bebeğin bezinin bağışıklığı baskılı olmayan kişilerce değiştirilmesi ve bez değiştirmeden sonra el hijyenine dikkat edilmesi gerekir. Bağışıklığı baskılı bireylerin yakın temaslarına suçiçeği ve herpes zoster aşısı uygulanabilir. Bu iki aşıya bağlı döküntü çıkaran bireyler, döküntüleri kabuklanıncaya kadar bağışıklığı baskılı bireylerle temastan kaçınmalıdır. KKK ve BCG aşısı herhangi bir ek önlem alınmadan bağışıklığı baskılı bireylerle temas edenlere uygulanabilir.


Sonuç

Dermatologların hastayla her karşılaşmayı aşılar konusuna değinmek için bir fırsat olarak görmesi önemli bir başlangıçtır. Bağışıklığı baskılayıcı tedavi almayan erişkin dermatoloji hastaları rutin erişkin çağı aşılarının uygulanması için aile hekimine yönlendirilebilir. Bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanma olasılığı olan hastaların, bu tedavilere başlanmadan yeterli süre önce bağışıklanması sağlanmaya çabalanmalıdır. Bağışıklığı baskılı bireylere canlı aşılar uygulanacağında ise konunun uzmanlarının görüşünü almak gereklidir.

Etik

Yazarlık Katkıları

Konsept: S.V., Ö.D., Dizayn: S.V., Ö.D., Veri Toplama veya İşleme: S.V., Ö.D., Analiz veya Yorumlama: S.V., Ö.D., Literatür Arama: S.V., Ö.D., Yazan: S.V., Ö.D.

Çıkar Çatışması: Yazarlar tarafından çıkar çatışması bildirilmemiştir.

Finansal Destek: Yazarlar tarafından finansal destek almadıkları bildirilmiştir.


1. Blank PR, Schwenkglenks M, Szucs TD. Vaccination coverage rates in eleven European countries during two consecutive influenza seasons. J Infect 2009;58:446-58.
2. Mazzola G, Macaluso FS, Adamoli L, et al. Diagnostic and vaccine strategies to prevent infections in patients with inflamatory bowel disease. J Infect 2017;74:433-41.
3. Dipasquale V, Romano C. Vaccination strategies in pediatric inflammatory bowel disease. Vaccine 2017;35:6070-5.
4. Wine-Lee L, Keller SC, Wilck MB, et al. From the Medical Board of the National Psoriasis Foundation:Vaccination in adult patients on systemic therapy for psoriasis. J Am Acad Dermatol 2013;69:1003-13.
5. Kader C, Kara M, Göçmen AY, et al. Antibodies against vaccine preventable diseases in pregnant women measles, mumps, rubella, varicella and tetanus in Yozgat, Turkey. Konuralp Medical Journal 2017;9:29-34.
6. Kose S, Mandiracioglu A, Senger SS, et al. Seroprevalence of varicella-zoster virus in the prevaccine era: a population based study in Izmir, Turkey. J Infect Public Health 2013;6:115-9.
7. Demiray T, Köroğlu M, Jacobsen KH, et al. Hepatitis A virus epidemiology in Turkey as universal childhood vaccination begins: seroprevalence and endemicity by region. Turk J Pediatr 2016;58:480-91.
8. Tanriover MD, Soyler C, Ascioglu S, et al. Low seroprevalance of diphtheria, tetanus and pertussis in ambulatory adult patients: the need for lifelong vaccination. Eur J Intern Med 2014;25:528-32.
9. Erişkin bağışıklama kılavuzu. Available from http://ekmud.org.tr/e-akademi/rehberler/
10. American Academy of Pediatrics. Active immunization. In: Kimberlin DW, editor. 2015 Red Book: Report of the committee on infectious diseases. 30rd ed. Elk grove Village, IL: American Academy of Pediatrics; 2015. p.13-57.
11. Advisory Committee on Immunization Practices (ACIP). General recommendations on immunization. MMWR 2011;60:3-60.
12. Centers for Disease Control and Prevention. General recommendations on immunizations. In: Hamborsky J, Kroger A, Wolfe S, editors. 2015 Pink Book: Epidemiology and Prevention of Vaccine-Preventable Diseases. 13th ed. Washington D.C: Public Health Foundation; 2015. p.9-32.
13. Gunes AT, Fetil E, Akarsu S, et al. Possible triggering effect of influenza vaccination on psoriasis. J Immunol Res 2015;2015:258430.
14. Lopez A, Mariette X, Bachelez H, et al. Vaccination recommendations for the adult immunosuppressed patient: a systematic review and comprehensive field synopsis. J Autoimmun 2017;80:10-27.
15. McMahan ZH, Bingham CO 3rd. Effects of biological and non-biological immunomodulatory therapies on the immunogenicity of vaccines in patients with rheumatic diseases. Arthritis Res Ther 2014;16:506.
16. Rubin LG, Levin MJ, Ljungman P, et al. M. 2013 IDSA clinical practice guideline for vaccination of immunocompromised host. Clin Infect Dis 2014;58:44-100.
17. CDC. Advisory Committee on Immunization Practices.Best practice guidelines: Altered Immunocompetence. Available at https://www.cdc.gov/vaccines/hcp/acip-recs/general-recs/immunocompetence.html
18. Lebwohl M, Bagel J, Gelfand JM, et al. From the Medical Board of the National Psoriasis Foundation: Monitoring and vaccinations in patients treated with biologics for psoriasis. J Am Acad Dermatol 2008;58:94-105.
19. Tanrıöver MD, Akar S, Türkçapar N, et al. Vaccination recommendations for adult patients with rheumatic diseases. Eur J Rheumatol 2016;3:29-35.
20. Van Assen S, Elkayam O, Agmon-Levin N, et al. Vaccination in adult patients with auto-immune infllamatory rheumatic diseases: a systematic literature review for the EULAR evidence based recommendations for vaccinations in adult patients with auto-immune inflamatory rheumatic diseases. Autoimmun Rev 2011;10:341-52.
21. Rahier JF, Moutschen M, Van Gompel A, et al. Vaccinations in patients with immune mediated inflamatory diseases. Rheumatol (Oxford) 2010;49:1815-27.
22. Tran CT, Ducancelle A, Mason C, Lunel-Fabiani F. Herpes zoster: Risk and prevention during immunomodulating therapy. Joint Bone Spine 2017;84:21-7.
23. Hales CM, Harpaz R, Ortega-Sanchez I, et al. Update on recommendations for use of herpes zoster vaccine. MMWR Morb Mortal Wkly Rep 2014;63:729-31.
24. British Association of Dermatologists. Secukinumab. Available at http://www.bad.org.uk/shared/get-file.ashx?id=3700&itemtype=document
25. British Association of Dermatologists. Ustekinumab. Available at https://www.bad.org.uk/shared/get-file.ashx?id=135&itemtype=document
26. Hua C, Barnetche T, Combe B, Morel J. Effect of methotrexate, anti-tumour necrosis factor α, and rituximab on the immune response to influenza and pneumococcal vaccines in patients with rheumatoid arthritis: a systematic review and meta-analysis. Arthritis Care Res (Hoboken) 2014;66:1016-26.
27. Jain VK, Bhashini N, Balajee LK, et al. Effect of disease-modiying antirheumatic drug therapy on immun response to trivalent influenza vaccine in rheumatoid arthritis. Indian J Med Res 2017;145:464-70.