Editörden

Editörden

  • Soner Uzun

Turk J Dermatol 2015;9(2):0-0

Trikoskopi (saç ve saçlı deri dermoskopisi) klinikte sık görülen saç hastalıklarının ayırıcı tanısında kullanılan değerli bir in vivo tanı yöntemidir. Yöntemde tanı, foliküler açıklıklar, kıl gövdeleri ve perifoliküler epidermis olmak üzere dermoskopla görülebilen temel yapıların değerlendirilmesine dayalıdır. Bu yöntem klinikte, erken androgenetik alopesi tanısında, androgenetik alopesi ve telojen efluvium ayırımında, yamasal alopesilerin ayırıcı tanısında ve skarlı alopesilerin skarsız alopesilerden ayrımında fayda sağlar. Bu makale, trikoskopide gözlenen temel yapısal özelliklere ait anormalliklerle ilgili şuanki bilgilerimizi ve sık görülen saç hastalıklarının karakteristik görünümlerini özetlemektedir.

Giriş

Trikoskopi, el dermoskopları veya dijital dermoskopi sistemleri kullanılarak uygulanan, saçların ve saçlı derinin çeşitli büyütmelerde in vivo incelenmesine dayanan bir tanı yöntemidir (1-3). Pigmente lezyonların tanısında dermoskopik deri muayenesi uzun yıllardır kullanılırken, saç hastalıklarında trikoskopik muayene ancak geçtiğimiz on yılda popülarite kazanmıştır. 2004 yılında alopesi areata (AA) hastalarında kadaverik ve ünlem saçların tanımlanmasıyla başlayan bilgilerimiz giderek artmış, özellikle son yıllarda yapılan çalışmalarla saç hastalıklarına özgü trikoskopik veri havuzu genişlemiştir (4). Günümüzde saç kaybıyla giden hastalıklarda trikoskopi, hasta ve hekim açısından kolay uygulanabilir olması nedeniyle tanıya yardımcı bir yöntem olarak giderek daha çok önem kazanmaktadır (1,2,5-7).

Burada saçlarda seyrelme veya dökülme yakınmasıyla başvuran hastalarda, trikoskopik muayenede değerlendirilecek başlıca temel yapılara ait özellikler aktarılacak, bu yapılardaki değişiklikler tanımlanacak, ardından klinik pratikte sık karşılaşılan veya erken tanının kalan saçların korunabilmesi için önemli olduğu bazı alopesi tiplerinde gözlenen tanıya yardımcı trikoskopik bulgular özetlenecektir.


Trikoskopik Temel Yapılar

Trikoskopik muayene, foliküler açıklıklar, kıl gövdeleri, perifoliküler epidermis ve kütanöz damarlardan oluşan 4 temel yapının değerlendirilmesine dayanır.

Foliküler açıklıklar: Trikoskopiyle foliküler açıklıklar benek olarak isimlenirilen küçük yuvarlak yapılar halinde gözlenirler. Trikoskopik muayene ile folikül açıklıkları normal veya fibrotik mi ya da boş veya keratotik tıkaç veya kıl artığı gibi biyolojik bir materyal mi içeriyor ayırt edilebilir (1-3,5-7).

Siyah benekler (kadaverik saçlar): Saçlı deri seviyesinde kırılmış veya kopmuş pigmente kıl şaftlarını yansıtırlar. Normal saç derisinde gözlenmezler (8). AA’ya özgü bir bulgu olarak tanımlanmakla beraber, dissekan selülit (DS), tinea kapitis (TK), kemoterapi ilişkili alopesi ve trikotillomani (TM) gibi birçok saç hastalığında görülebilirler (9). Bunlar dışında lazer epilasyon veya trikogram sonrasında da işlemin kendisine bağlı olarak siyah benekler görülebilir (1-3,10).
Sarı benekler: Bu benekler keratotik materyal ve/veya sebum ile dolu genişlemiş folliküler infundibulayı yansıtmaktadır. Saçlı deri aseton ile temizlendiğinde sarı beneklerin boyutları ve sayıları azalır (3). Terminal kılların, yağımsı debrisin foliküler infundibulumdan temizlenmesinde yardımcı olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle sarı benekler, daha çok terminal kılların az olduğu alopesik alanlarda saptanırlar. Bazı durumlarda bu beneklerin ortalarında vellus ya da distrofik kıllar olabilir, renkleri, boyutları ve şekilleri farklı olabilir (1-3). Sarı benekler daha çok AA, androgenetik alopesi (AGA) ve primer skarlı alopesilerin (PSA) seyrinde gözlenirler (1-3,10). Saçtan yoksun ya da minyatürleşmiş, kadaverik veya distrofik saçlar içeren alopesik alanlarda daha yoğun görülürler. Beneklerin oksipital alana kıyasla frontal alanda daha baskın oluşu, eşlik eden diğer özelliklerle beraber AGA tanısına yönlendirir (3,11). Sarı beneklerin sporadik olarak sağlıklı saçlı deride de gözlenebildiği unutulmamalıdır (8).

Beyaz benekler: Foliküler açıklık çevresine yerleşen açık renkli alanlardır. Oluşumları farklı mekanizmalara bağlı olarak iki şekilde görülebilirler. Küçük, düzenli noktasal beyaz benekler saç kaybı ile ilişkili olmaksızın koyu ten renkli kişilerde güneş gören bölgelerde görülmektedirler. Bunlar boş saç folikülleri veya ekrin ter kanalı açıklıklarını yansıtırlar. Bu tür beneklerin sadece koyu tenli olgularda veya bronzlaşmış ya da kronik güneş maruziyeti olan kişilerde gözlenmesi, depigmente folikül ve komşuluğundaki pigmente epidermis arasındaki zıtlığın beneklerin görülebilmesi için gerekli olduğunu düşündürmektedir (1,2,7). Klasik, büyük, düzensiz beyaz benekler ise perifolliküler fibrozis alanlarını yansıtan, foliküler yıkımın bir göstergesi olarak kabul edilen trikoskopik bulgulardır (1-3). PSA’lar için tanımlayıcı olup en sık liken planopilariste (LPP) görülürler (1,3,10,12,13).

Kırmızı benekler: Foliküler açıklık çevresindeki milimetrik, poligonal eritemli alanlardır. Genişlemiş damar yapıları ve damar dışına çıkmış eritrositlerle çevrili infundibulumu gösterirler (10,14). Kırmızı benekler DLE’de tanımlanmış olup olumlu prognostik faktör oldukları düşünülmektedir (14).

Kahve-gri benekler: Düzenli sıralanmış kahverengi-gri benekler frontal fibrozan alopesi (FFA) hastalarının kaşlarında gözlenen karakteristik bir bulgudur (6). Bu bulgu kaşların yeniden büyümesi yönünden olumlu prognostik faktör olarak kabul edilmektedir (1).


Kıl Gövdeleri

Sağlıklı bir kişide, trikoskopik muayenede, kıl gövdeleri benzer şekilde olup aynı kalınlık ve uzunluğa sahiptir, %10 oranında kısa, hipopigmente vellus şaçların görülmesi normaldir. Pilosebase üniteden çıkan saç sayısı anatomik lokalizasyona göre bir ile üç arasında değişmektedir. Nadiren dört saç çıkışı da gözlenebilir. Oksipital saçlı deride çoklu pilosebase üniteler daha fazla gözlenirken en fazla tekli pilosebase ünite ve en yüksek vellus saç oranı yani saç yoğunluğunun en az olduğu bölge temporal bölgedir (8).

Trikoskopik muayenede, saç gövde çaplarındaki ve bir foliküler üniteden çıkan şaç sayısındaki farklılıklar, boş foliküler ünitelerin görülmesi ve vellus saç oranında artma tanıya yardımcı ipuçları oluşturur (1,2,6,7). Sağlıklı bireylerden farklı olarak telojen efluvium (TE) ve AGA gibi skarsız alopesilerde foliküler üniteden çıkan şaç sayısı azalmış olabilir. TE’de özgün olmamakla beraber tamamen boş üniteler de gözlenebilir. Diğer yandan follikülitis dekalvans (FD) ve LPP gibi bazı skarlı alopesilerde tam tersine bir foliküler üniteden dörtten fazla saç çıktığı gözlenmektedir (1,2). Aynı foliküler üniteden beşin üzerinde saç çıkışı olduğunda bu durum “tutam saç” olarak adlandırılmaktadır. Bunlar komşu foliküllerin yıkımı sonucunda dış kök kılıflarının birleşmesiyle ortaya çıkmaktadırlar (2,10,5). AGA’da foliküler ünideki saç sayısında azalma yanında uzunluğu 10 mm’yi geçmeyen kısa vellus saçların oranı da artmıştır. Kısa vellüs saçlar ayrıca AA, ve TE de görülebilir (2,11).

Trikoskopik muayene kıl gövdelerinde saç hastalıklarında tanıya yardımcı birçok konjenital ya da edinsel yapısal değişikliklerin görülmesini de sağlar (1-3,5-7). Edinsel değişiklikler arasında, saçların deriden çıktıktan sonra birkaç mm uzunlukta kırılmasıyla oluşan “kırık saçlar” en çok AA’da olmak üzere TM, TK ve PSA’larda görülebilir (15). Çapları distallerine göre proksimalde, hemen deri üzerinde daha ince olan saçlar gövdelerinin uzunluğuna göre farklı şekilde isimlendirilir. Bu saçlar trikoskopide 20 büyütmede sonlanıyorsa “ünlem saç”, bu büyütmede sonlanmıyor devam ediyor yani daha uzun saçlarsa “incelen saç”, boyu normal saçlarla aynı olup sadece proksimal kısımları ince ise “bükülebilir saç” olarak tanımlanmaktadırlar (2). Bu tür kıl yapıları öncelikli olarak AA olmak üzere TM’de de gözlenebilirler (16-19). “Alev saçlar” yarı saydam, dalgalı konik şekilli, çekme sonrası deride kalan proksimal anajen kıl artıklarını yansıtan TM’ye özgü şaft yapılarıdır. Yine TM’de gözlenen, çekme kuvvetinin yarattığı gerginlikle proksimale doğru kıvrılarak sarılan kopuk şaftlar “sarmal saçlar” olarak adlandırılır. Çekme sonrası kıvrılma yarıda kalmışsa “kanca saç” adı verilen kıl gövde yapıları ortaya çıkar. “Lale saçlar” ise çapraz kırılma kuvvetiyle oluştuğu düşünülen kısa ve laleye benzer şekilli, proksimale göre distali daha koyu renkle sonlanan saçlardır. TM’de olduğu gibi AA’da da gözlenebilirler (19). Düzenli, halkasal ya da oval distali proksimale göre daha ince yeni uzayan saçları tanımlayan “domuz kuyruğu şaçlar” birçok hastalıkta gözlenebilirken (19), kısa c harfine benzeyen “virgül saçlar” ve yine kıvrımlı kısa saç gövdelerinden oluşan “tirbuşon saçlar” tinea kapitise özgüdür (20,21). Tinea capitiste ayrıca “zigzag şekilli saç” olarak adlandırılan enine boşluklu yapılar şeklinde saçlar da tanımlanmıştır (1,15). Ayrıca tüm bu bulgular dışında birçok genetik şaft hastalığında trikoskopi ile kıl gövdelerinde hastalıklara özgü farklı anormallikler saptanabilir (22,23).


Perifoliküler Epidermis

Saçlı deride folikül etrafında ve foliküller arasında trikoskopik olarak renk değişiklikleri ve yapısal anormallikler gözlenebilir. Renk değişiklikleri arasında yaygın hiperpigmentasyon, perifoliküler pigmentasyon, perifolliküler fibrozise bağlı renk değişiklikleri ve turuncu benekler sayılabilir. Bal peteği pigmentasyonu görüntüsü, koyu ten renkli kişilerin normal saçlı derisinde veya saçları azalmış ya da tam alopesik kişilerde kronik güneş hasarına bağlı olarak deride gözlenen birbirine bitişik, homojen kahve renkli halkalardan oluşmaktadır. Bu görünüm saç kaybının şiddetiyle orantılı olarak tam alopesiklerde yaygın, kısmi saç kaldığı durumlarda yamalar halinde görülmektedir (1-3). Foliküler açıklığı çevreleyen kahverengi hiperpigmentasyon ise “peripilar bulgu” ya da perifoliküler diskolorasyon olarak adlandırılan ve özellikle AGA’da gözlenen önemli bir trikoskopik bulgudur. Ayrıca TE’de de gözlenebilir (6,7,11). Erken dönem AGA’da perifoliküler lenfositik infiltrat varlığıyla ilişkili olduğu gösterilmiştir (24). Ancak sağlıklı kişilerde de bu bulgu frontal bölgede %25 oranına varacak şekilde saptanabilir (8). PSA’larda erken fibroz bulgusu olarak yaygın sütlü-kırmızı renk değişikliği gözlenebilir, bu görünüm özellikle LPP’de saptanmaktadır (13). Turuncu benekler ise folikül ağızlarına uymayan, sarı beneklerden farklı olarak en az üç kat daha büyük patolojik olarak yüzeyel dermisteki granülomlara uyan renklenmelerdir. Saçlı deri sarkoidozunda tanımlanmışlardır (25).

Folikül aralarında epidermiste değişken derecelerde skuamlar normal kişilerde de gözlenebileceği gibi asıl psoriasis ya da seboreik dermatit gibi inflamatuvar saçlı deri hastalıklarında görülürler (3). Perifoliküler yerleşimli skuamlar ise özellikle PSA’larda gözlenir. Bunlar folikül etrafını saran ve proksimalden distale doğru 2 mm kadar uzanan skuamlardır (26). Tübüler ve yakalık skuamlar olmak üzere iki farklı şekilde gözlenebilirler. Silindirik tübüler yapıda olanları LPP de belirgin olmakla beraber FFA’da da hafif düzeyde görülebilir. Aktif DLE lezyonlarında da perifoliküler yerleşimli ince skuamlara sık rastlanır. Perifoliküler skuamlar distale doğru açıldığında yakalık skuamlar adını alır ve sıklıkla FD’de gözlenen bir bulgudur (1). Bu bulgulardan başka PSA’larda püstül oluşumları ve amorf materyal brikimleri de gözlenebilir (1-3,6,7).


Kutanöz Damarlar

Trikoskopik olarak kutanöz mikro damarlarda; düzgün aralıklarla seyreden, multipl, kırmızı, kement veya firkete şeklinde yapılardan oluşan interfoliküler basit kırmızı düğümler, interfoliküler kıvrık kırmızı düğümler, subpapiller damar pleksusunu yansıtan, dallanan kırmızı hatlar gibi damarsal desenler yaygın veya yamasal olarak gözlenebilir (3). Bu muayene yönteminde damarsal paterne bakılması sıklıkla seboreik dermatit ve psoriasis gibi inflamatuvar saçlı deri hastalıklarının ayırıcı tanısında yardımcı olmakla beraber, saç hastalıkları tanısında yol gösterici değildirler (27,28). Normal bir saçlı derinin muayenesinde damarsal yapılardan interfoliküler basit kırmızı düğümler ve dallanan hatlar görülebilir. Birden çok sayıda, kısmen eşit aralıklı, kıvrık kırmızı düğümler psoriasis ve akut folikülitis dekalvansın bir özelliğidir. Daha çok dallanan kırmızı hatların görüldüğü seboreik dermatitin inflamatuvar formlarında da %20 oranında gözlenebilirler. Ancak dağılımları, psöriasis ve seboreik dermatitte diffüz iken FD’de etkilenmiş foliküllerin etrafına yerleşmiştir (1-3,27,28).

Trikoskopik muayenede gözlenen, yukarıda verilen temel yapılara ait değişikliklerin örnekleri Resim 1, Resim 2 ve Resim 3’de yer almaktadır.


Sık Görülen Skarsız Alopesilerde Gözlenen Trikoskopik Bulgular

Androgenetik alopesi: AGA’nın trikoskopik bulguları iyi tanımlanmıştır ve bunların frontal bölgede belirgin olup oksipital bölge ile farklılık göstermesi ayırt ettirici bir özelliğidir. En önemli bulgu, saçların %20’sinden fazlasında saç çapı farklılığı olarak tanımlanan anizotrikozistir (Resim 4). Diğer bulguları; frontal bölgede normalde %10’dan az olan vellus saç oranının ve tek saç içeren foliküler ünitelerin artması, peripilar bulgu, sarı benekler ve bal peteği pigmentasyonu görünümüdür (4,7,11). Sarı benekler kadınlarda AGA’nın kronik TE’den ayırımında önemli bir bulgudur (11). AGA düşünülen kadın hastalarda frontal saç çizgisinin 2 cm arkasında 20 büyütmede normalde iki olan vellus saç sayısının altı ve üzerine çıkmış olması ek ve basit bir tanı kriteri olarak öne sürülmüştür (29).

Telojen effluvium: TE’de özgün trikoskopik bulgu olmamakla beraber, saçlı deride tüm bölgelerde sivri uçlu, pigmente kısa saçların oranının artmış olması TE’ye işaret eder. Bu kısa saçlar hızlanmış saç siklusuyla oluşan erken anajen saçlardır (11). Ayrıca tanı koydurucu olmamakla beraber foliküler üniteden çıkan şaft sayısında azalma, boş foliküler üniteler ve peripilar bulgu da saptanabilir. Hem AGA hem de TE için benzer trikoskopik bulgular olabileceği ve bazen her iki tablonun bir arada olabileceği akılda tutulmalıdır (1,2,7).

Alopesi areata: AA, trikoskopik muayeneden tanı ve aktivite belirlemede çok faydalanılan bir saç hastalığıdır. Kıl gövdelerine ait birçok özellik tanımlanmış olup bunlardan en iyi bilineni ünlem saçlardır. Ünlem saçlar dışında AA da tanımlanan kıl gövde değişiklikleri arasında; incelen saçlar, bükülebilir saçlar, lale benzeri saçlar, kısa vellus saçlar, domuz kuyruğu saçlar sayılabilir (18). Ünlem şaçlar AA’da en sık gözlenen bulgudur (18,19). Bir diğer sık rastlanan bulgu ise sarı ve siyah beneklerdir. AA’da trikoskopik bulguları hastalık aktivitesi ve süresine göre değişkenlik göstermektedir. Siyah benekler, kırık saçlar, bükülebilir şaçlar ve ünlem saçlar AA’da hastalık aktivitesinin göstergesi olarak kabul edilmektedir (7,18,30). Bükülebilir saçlar “dirsek etkisi” yapacak şekilde proksimal kısımları devam eden şaft çapına göre daha ince olan saçlardır (16,17). Bu saç yapılarının trikoskopik muayenede perilezyonel alanda gözlenmesi hastalık şiddetiyle bağlantılı olup saç çekme testininin pozitif bulunacağını gösterir (30). Sarı benekler ve kısa vellus saçlar ise stabil kronik olgular için daha tipiktir (18). Ancak AA’nın telojen efluviyumu taklit eden, tipik alopesik yamalar olmaksızın ani ve yaygın bir dökülme gözlenen formu olan AA inkognito da TE’den ayırıcı tanıda trikoskopik olarak çok sayıda, yaygın, yuvarlak veya polisiklik, boyutları farklı ancak renk ve dağılımları üniform sarı beneklerin gözlenmesi AA lehine olup biyopsi gerekmeksizin tanıya ulaşmada yardımcı olabilir (31).

Trikotillomani: TM trikoskopik muayenede kıl gövdelerine ait özellikler yönünden oldukça zengin olup ayırıcı tanıda bu bulgular önemli ipuçları sağlamaktadır. Olguların hepsinde gözlenen en temel bulgu düzensiz kırık saçlardır. Bu saçların uç kısımlarında trikopitilozis izlenir. Ancak bunlar sadece TM’ye özgü olmayıp AA ve TK’da da görülürler (1,2,5-7). Aynı foliküler üniteden çıkan iki şaftın saçlı deri yüzeyinden aynı uzaklıkta ve aynı anda koparılmasıyla oluşan V bulgusu, sarmal saçlar, kanca saçlar, alev saçlar ve kıl gövdelerinin çekme kuvvetiyle tam olarak hasarlandığı durumlarda sadece dağınık serpilmiş toz şeklinde kıl artıklarının gözlendiği “kıl tozu” görünümü TM’nin en karakteristik özelliklerdir (19). Lale saçlar TM’ye karakteristik olmakla beraber başka hastalıklarda da gözlenebilirler (1,2). AA’da sık gözlenen ünlem saçlar TM’de oldukça az gözlenmektedir. Yeni uzayan saçları ifade eden domuz kuyruğu saçlar AA’da olduğu gibi gözlenebilirler (19). Kıl gövdelerine ait zengin özellikler dışında TM’de sarı ve siyah benekler de saptanabilir. Sarı benekler AA’da gözlenenlere göre daha sayıca az olmaları ve düzensiz olmalarıyla farklılık gösterir ve en önemlisi ortalarında kıl artıkları saptanır. Benzer şekilde siyah benekler de AA’ da boyut ve dağılım açısından benzerken TM’de çapları ve şekilleri farklıdır (19).

Tinea kapitis: TK’da kısa c harfine benzeyen virgül saçlar karakteristiktir (20). Siyah ırkta virgül saçların sarmal olarak devam etmesiyle oluşan tirbuşon saçlar tanımlanmıştır (21). Ayrıca zigzag şekilli ve kıl gövdesi boyunca enine bantları ifade eden mors alfabesi şekilli saçlar gözlenebilir (1,6). TK’da gözlenen siyah beneklerin çapları ve şekilleri farklıdır (19).


Skarlı Alopesilerde Gözlenen Trikoskopik Bulgular

Foliküler açıklıkların boş, sarı yada siyah benekler halinde görülüyor olması her şekilde skarsız alopesileri skarlı alopesilerden ayırt etmede önemli bir özelliktir. Foliküler açıklıkların kaybı yanında sütlü-kırmızı renkte alanların görülmesi erken fibrozis belirtisi olup skarlı alopsiler için daha kesin bir bulgudur (7).

Liken planopilaris: Hastalığın evre ve aktivitesi göre trikoskopik bulguları farklıdır. Aktif evrede yoğun perifoliküler gri beyaz tübüler skuamlar en önemli bulgusudur (1,2,5-7,26). Bu bulguya perifoliküler eritem, erken fibrozis bulgusu olarak sütlü-kırmızı renkte perifoliküler alanlar eklenir. İleri evrede ise foliküler açıklıkların kayboluşu ve düzensiz beyaz benekler şeklinde fibrozis alanları en belirgin özelliklerdir (26).

Frontal fibrozan alopesi: Bulgular zengin değildir. Hafif perifoliküler skuam, perifoliküler eritem, kahve-gri benekler ve daha az oranda beyaz düzensiz benekler gözlenir (12,26). Geç dönemde foliküler açıklıklar kayboluşu ile beraber tek bir terminal kıl içeren ve tek başına duran foliküler açıklıklar “yalnız saç” bulgusu olarak tanımlanmıştır (32). FFA’nın AGA’dan ayrılmasında vellus saçların görülmeyişi önemli bir ipucudur (Resim 5) (33).

Diskoid lupus eritematozus: En karakteristik bulgusu “sarı benekte kırmızı örümcek” görüntüsü olarak tanımlanan keratotik tıkaçların oluşturduğu büyük sarı benekler ve buradan distale dağılan genişlemiş dallanan damarsal yapılardır (26). Sarımsı foliküler keratotik tıkaçlar genişlemiş infundibuler açıklığı tıkyan keratin materyaline bağlıdır ve derinen kabarık görünürler (3). Erken evrede kırmızı benekler gözlenebilir. Bu beneklerin gözlenmesi olumlu prognostik faktör olarak tanımlanmıştır (14). İleri evrelerde hem saç folikülünün hem de komşu pigment içeren epidermisin yıkımı nedeniyle foliküler fibrozis olmasına rağmen beyaz beneklerin görülmemesi, daha ziyade dağınık koyu kahverengi alanların gözlenmesi ayırıcı tanıda önemlidir (1,2,26).

Folikülitis dekalvans: En karakteristik bulgusu hem klinikte hem de trikoskopide gözlenen tutam saçlardır. Aktif lezyonlarda perifoliküler püstüller gözlenir. Perifoliküler skuamlar ise sarımsı renkte olup olup distale doğru yakalık şeklinde açılar (1,26). Ek olarak yıldız patlaması görünümünde dağılmış perifoliküler hiperpazi gözlenebilir (26). İlerlemiş lezyonlarda trikoskopide sütlü-kırmızı renkte fibrozis alanları baskındır (1). Akne keloidalis FD’ye benzer bulgular gösterir (3).

Dissekan selülit: DS’de erken evrelerde boş foliküller ve yaygın siyah benekler gözlenir ki bu tablo AA ile karışabilir (9). Tablo tam yerleştiğinde büyük sarı benek ortasında siyah distrofik şaft kalıntısı “3 boyutlu sabun köpüğü görüntüsü” olarak adlandırılmaktadır ve hastalığın en karakteristik görüntüsüdür (Resim 6) (1,2,26).


Konjenital Kıl Gövdesi Hastalıkları

Konjenital kıl gövdesi hastalıklarında trikoskopi tanı açısından büyük avantaj sağlamaktadır. Birçok kıl gövdesi bozukluğu sporadik olarak da gözlendiğinden tanı için kıl gövdesi bozukluğunun farklı örneklerde tutarlı bir şekilde mevcut olması aranır ve bu nedenle çok sayıda kıl örneğinin incelenmesini gerekir. Diğer yandan trikoreksis invajinata gibi bazı hastalıklarda tek bir patolojik yapının gösterilmesi bile tanı koydurucu olmasına rağmen bozukluk bazen sadece kirpik ya da kaşlarda saptanabilmektedir. Kolay ulaşılır ve pratik olmanın yanı sıra çok sayıda saçı aynı anda değerlendirme olanağı vermesi ve kaş ve kirpik gibi alanlarda girişimsel olmayan değerlendirme sağlaması açısından trikoskopik muayene bu grup patolojilerde önem kazanmıştır (22,23). Trikoskopik muayene ile moniletriks, trikoreksis invajinata, trikoreksis nodoza, pili torti, pili annulati, pili trianguli et kanalikuli gibi konjenital kıl gövdesi hastalıklarına tanı konulabilinir (22,23,34,35).


Sonuç

Trikoskopik değerlendirme, pilosebase üniteden çıkan saç sayısı, foliküler üniteye ait özellikler, derideki renk ve yapısal farklılıklar ve kıl gövdelerindeki değişiklikler gibi bulguların değerlendirilmesiyle, klinikte erken AGA tanısında, AGA ve TE ayırımında, yamasal alopesilerin ayırıcı tanısında, skarlı alopesilerin skarsız alopesilerden ayrımında oldukça faydalı, aynı zamanda basit ve hızlı bir yardımcı tanı yöntemidir.