Özgün Araştırma

Dermatoloji Kliniğinde Yatan Hastaların Demografik ve Klinik Özellikleri

10.4274/tdd.2522

  • Bilal Sula
  • Haydar Uçak
  • Mustafa Arıca

Gönderim Tarihi: 01.12.2014 Kabul Tarihi: 02.12.2014 Turk J Dermatol 2015;9(2):76-80

Amaç:

Bu çalışmada amacımız dermatoloji kliniğine yatırılarak tanı ve tedavisi yapılan hastaların demografik ve klinik özelliklerini belirlemektir.

Yöntemler:

Kliniğimizde Ocak 2010-Aralık 2013 tarihleri arasında yatan hastaların verileri retrospektif olarak incelendi.

Bulgular:

Yaşları 2 ile 105 arasında değişen toplam 1223 hasta değerlendirildi. En sık yatışı olan hastalıklar egzemalar, inflamatuvar deri hastalıkları ve otoimmün büllöz hastalıklar olarak bulundu. Hastaların hastanede ortalama yatış süresi 9,81 gün, ortalama maliyetleri 926 Türk Lirası olarak bulundu. En uzun yatış süresi malign deri tümörleri, otoimmün büllöz hastalıklar ve inflamatuvar hastalıklarda görüldü. En kısa yatış süresi ise egzemalar, ilaç reaksiyonları ve ürtiker grubu hastalıklarda saptandı. Maliyeti en yüksek hastalıklar otoimmün büllöz hastalıklar, malign deri tümörleri ve inflamatuvar dermatozlar olarak bulundu. En düşük maliyeti olan hastalıklar ise egzemalar ve ürtiker grubunda görüldü.

Sonuç:

Dermatoloji servisine yatan hastaların demografik ve klinik özelliklerinin bilinmesi sağlık hizmetleri ve tedavi uygulamalarının planlanmasında, sürdürülebilirliğinde ve maliyet oranlarının daha uygun düzeyde tutulabilmesine yardımcı olabileceği kanısındayız.

Anahtar Kelimeler: Dermatoloji klinigi, yatan hasta, demografik özellikler, klinik özellikler, maliyet, saglik hizmetleri

Giriş

Dermatoloji birimleri primer olarak poliklinik hizmetlerinin verildiği bölümlerdir. Ancak bu birimlerde ayaktan şikayetlerine çözüm bulunamayan hastalara tanı, tedavi, eğitim veya sosyal endikasyon gibi sebeplerle yatırılarak hizmet verilmektedir. Ayaktan veya yatırılarak takip edilen hastaların özellikleri ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, aynı ülke içinde de bölgesel, politik, ekonomik ve dermatologların kişisel tercihlerine bağlı olarak da farklılık göstermektedir. Dermatoloji birimlerinde yatan hastaların demografik ve klinik özellikleri çok iyi bilinen bir konu değildir. Son yıllarda Amerika ve İngiltere’de dermatoloji servislerinde yatan hasta sayısında finansal ve idari baskılar nedeniyle belirgin bir azalma olduğu bildirilmiştir (1-3). Ülkemizde de son yıllarda uygulanan ve her seferinde farklı sistemlerin getirildiği ekonomik politikalarla sağlık harcamalarında belirgin bir artış olmuştur. Bu harcamaların önlenmesi için hastaların tedavi giderlerinin geri ödemesinde yapılan kısıtlamalar sebebiyle hasta yatırıp takip etmek ekonomik bir problem haline gelmiştir. Bu durum dermatoloji servislerinde takip edilen hastaların giderek azalmasına neden olmaktadır. Deri hastalıklarının sıklığının ve klinik tabloların seyri ve prognozunun belirlenmesi tedavi ve önleyici sağlık hizmetleri açısından önem arz etmektedir. Türkiye’den de bununla ilgili yapılmış çok az sayıda çalışma mevcuttur. Bizim de bu çalışmada amacımız Dermatoloji kliniğimize yatırılarak tanı ve tedavisi yapılan hastaların demografik ve klinik özelliklerini belirlemektir.


Yöntemler

Dermatoloji birimimiz Diyarbakır ve çevre illerinden gelen çok sayıda hastaya hitap etmekte olup leişmaniazis gibi endemik hastalıklar dışında, kalıtsal hastalıklar, otoimmün büllöz hastalıklar ve psoriasis gibi hastalıkları da içeren zengin bir hasta profiline sahiptir. Dermatoloji ünitesi olarak 23 yataklı yatan hasta servisi ve ayaktan hastalar için 2 adet poliklinik ünitesinde Fototerapi (PUVA, Klasik UVB, Dar band UVB, lokal PUVA), Fotofinder Dermoscope II, Elektrokoterizasyon, Kriyoterapi, Wood lambası, deri biyopsileri, deri prick ve yama testleri vs. gibi işlemler ile hizmet vermekteyiz. Polikliniğe günde ortalama 80-100 hasta başvurmaktadır. Bu çalışmada kliniğimizde Ocak 2010-Aralık 2013 tarihleri arasında yatan hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların cinsiyeti, yaşı, yatış tanısı, yatış süreleri, yatış yılları, eşlik eden hastalıklar, yıllara göre yatak doluluk oranları, kullanılan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve yatış maliyetleri incelendi. Hastaların tanısı klinik, laboratuvar ve patoloji sonuçlarına göre yapıldı. Hastalar Uluslararası Hastalık Sınıflamasına (ICD-10) göre gruplandırıldı. Günü birlik yatışlar ve konsültasyonla izlenen hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Mükerrer yatan hastaların sadece bir yatışı çalışmaya dahil edildi. Elde edilen veriler literatürler eşliğinde karşılaştırılarak yorumlandı.

İstatistiksel değerlendirme SPSS 15.0 (SPSS Inc., Chicago, Illinois, USA) programı ile yapıldı. Sayısal değişkenler ortalama ± standart sapma, kategorik değişkenler yüzde şeklinde ve dağılımları verilerek ifade edildi. Gruplar arası karşılaştırmalar için Student t testi, kategorik verilerin analizinde ise ki-kare testi kullanıldı. P<0,05 değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.


Bulgular

Çalışmaya Ocak 2010-Aralık 2013 tarihleri arasında yatırılarak takip edilen, yaşları 2 ile 105 arasında değişen toplam 1223 hasta alındı. Bu hastaların %47,8’i (584) erkek, %52,2’si (689) kadın idi. Kadın/erkek oranı 1,17 idi. Hastaların ortalama yaşı 40,7±21,1 iken erkeklerde ortalama yaş 41,6±22,1, kadınlarda ortalama yaş 39,9±20,2 olarak bulundu. Cinsiyete göre yaş dağılımında istatiksel olarak anlamlı fark görülmedi (p=0,165). Enfeksiyöz hastalıklar tanısı ile yatırılan hastalarda ortalama yaş 30 yaş civarında görülürken, egzemalar, inflamatuvar dermatozlar, ürtiker grubu hastalıklar, ilaç reaksiyonları ve kollajen doku hastalıklarında 40 yaş, malign tümörler ve otoimmün büllöz hastalıklarda 50 yaş civarında saptandı.

Yatan hasta sayısında kış ve ilkbahar döneminde artma olduğu görülse de ay ve mevsimsel olarak farklı ve anlamlı bir dağılım görülmedi. Kliniğimizde aylık ortalama 25,4, yıllık ise ortalama 305,7 hasta yatışı olduğu saptandı. Yatak doluluk oranları 2010 yılında %41, 2011 yılında %61, 2012 yılında %47 ve 2013 yılında %41 olarak bulundu. En fazla yatış 1 yılda 415 hasta ile 2011 yılında görüldü. Hastaların aylar, yıllara ve mevsimsel dağılımında anlamlı farklılık görülmedi. Hastaların aylar, mevsim ve yıllara göre dağılımları Şekil 1 ve 2’de görülmektedir.

Hastaların tanılarına göre sınıflandırması Tablo 1’de görülmektedir. Buna göre en sık yatan hastalık grubunu egzemalar (%23,3) inflamatuvar deri hastalıkları (%13,3) ve otoimmün büllöz hastalıklar (%12,3) oluşturmaktaydı. Cinsiyete göre en sık görülen 10 hastalık ise Tablo 2’de özetlenmiştir. Buna göre erkeklerde (%40,7) ve kadınlarda (%59,3) en sık egzemalar saptandı. Bunu enfeksiyöz, inflamatuvar ve otoimmün büllöz hastalıklar takip ediyordu. Kadın ve erkekler arasında hastalık dağılımı istatiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,04). Maliyet hesaplamasında kullanılan SUT, her yılın farklı olup aynı yıl tarihli ve güncellenmiş olan SUT’u esas alınmıştı. Örneğin 2010 yılında 2010 SUT’u kullanılırken, 2013’te güncellenmiş 2013 SUT’u kullanılmıştır.

Hastaların hastanede ortalama yatış süresi 9,81±8,7, ortalama maliyetleri 926,77± Türk Lirası (TL) olarak bulundu. En uzun yatış süresi malign deri tümörleri (15 gün), otoimmün büllöz hastalıklar (15 gün), infalamatuvar (11 gün) ve infeksiyöz (11 gün) hastalıklarda görülürken en kısa yatış süresi egzemalar (5,5 gün), ilaç reaksiyonları (7,3 gün) ve ürtiker grubu (7,4 gün) hastalıklarda saptandı. Cinsiyete göre ortalama yaş ve yatış maliyetleri arasında farklılık görülmedi. Hastalıkların ortalama yaş, maliyet ve yatış süreleri Tablo 3’te gösterilmiştir. Buna göre en maliyetli hastalıklar otoimmün büllöz dermatozlar (1533 TL), malign deri tümörleri (1412 TL) ve inflamatuar dermatozlar (1142 TL) olarak bulundu. En düşük maliyeti olan hastalıklar ise egzemalar ve ürtiker grubunda görüldü. Bunu da sebebi hastanede kalış sürelerinin uzun olması, ileri yaş grubu hastalar olduklarından altta yatan hastalıkların ve eşlik eden diğer hastalıkların araştırılması için yapılan tetkiklere bağlı olduğunu düşünmekteyiz. Hastalarımızın 110’unda eşlik eden başka bir hastalık mevcuttu. Çalışmamızda 10 hastada hipertansiyon, 11 hastada diabetes mellitus, 14 hastada psikiyatrik hastalık (anksiyete, depresyon, bipolar bozukluk vs.), 10 hastada kardiyak bozukluklar (kalp yetmezliği, aritmi, koroner arter hastalığı vs.), 16 hastada akciğer hastalığı (astım, bronşit, KOAH, bronşiektazi vs.), 4 hastada endokrin bozukluk (hipo-hipertiroidi vs), 11 hastada gastrointestinal bozukluk (reflü, gastrit, ülser vs.), 11 hastada osteoporoz ve bunların dışında kalan 23 hastada ise çeşitli bozukluklar (artrit, anemi, nörolojik bozukluklar, metabolik hastalıklar, malignite, vasküler hastalıklar ve göz ile ilgili hastalıklar) saptandı.


Tartışma

Deri hastalıklarının çeşitliliği yaşanılan coğrafik bölge, iklim, sosyoekonomik durum, kişisel alışkanlıklar, yaş, cinsiyet ve tabi ki kalıtım gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir (2,4). Dermatoloji yatan hasta birimleri; akut ürtiker, anjioödem veya otoimmün büllöz hastalıklar gibi hayatı tehdit edebilecek şiddetli veya komplike hastalığı olan, kendi tedavisini mevcut imkanlarıyla uygun bir şekilde yapamayacak (yaşlı, immobil, bakıma muhtaç kişiler) olan veya tedaviye uyumu düşük olan veya olabileceği düşünülen hastaların tanı ve tedavisinin yapıldığı birimlerdir. Finansal ve yönetimsel faktörler nedeniyle bu hastalar genellikle eğitim araştırma hastanelerinde ve üniversite hastanelerinde yatırılmaktadır. Ayrıca doktorların da kronik ve uzun süreli takip ve tedavi gerektiren hastalarla uğraşmak istemediklerinden dolayı da yatışlar daha çok bu hastanelerde olmaktadır. Dermatoloji birimlerine başvuran hastalarda yapılan çalışmalara bakıldığında Diyarbakır’da 6-17 yaş arası 1932 ilköğretim öğrencisinde yapılan bir çalışmada en sık görülen hastalıklar sırasıyla egzemalar, pigmentasyon hastalıkları ve kutanöz enfeksiyonlar olarak bildirilmiştir (4). Çiçek ve ark. Elazığ’da, 0-16 yaş arası yatışı yapılan 137 çocuk hastada, en sık enfeksiyon hastalıkları ve akut ürtiker, anjioödem tespit etmişlerdir. Hastalık grupları ile mevsimler ve yaş ortalamaları arasında anlamlı bir ilişki bulurken bizim çalışmamızda mevsimsel bir farklılık görülmedi ancak cinsiyet ile hastalık grubu arasında anlamlı ilişki saptandı (5). Türkiye’den bildirilen başka bir çalışma ise 0-16 yaş arası 6300 kişide yapılmış ve en sık akne vulgaris, atopik dermatit ve kontakt dermatit saptanmıştır (6). Başka bir çalışmada dermatoloji polikliniğine başvuran, 1-99 yaş arası 11,040 hastada ise en sık akne vulgaris, fungal enfeksiyonlar ve kontakt dermatitler bildirmiştir (2). Yalçın ve ark., 2734 geriatrik hastada, en sık ekzemalar, fungal deri hastalıkları, pruritus, eritemli-skuamlı hastalıklar ve viral deri hastalıklarını olduğunu bildirilmiştir (7). Bu çalışmalara bakıldığında özellikle dermatitler, enfeksiyonlar ve allerjik hastalıklar ön planda görülmektedir. Bizim çalışmamızda ise en sık görülen hastalıklar; egzemalar (en sık allerjik egzematöz kontakt dermatit, atopik dermatit), inflamatuvar dermatozlar (psoriasis, liken planus), otoimmün büllöz hastalıklar (pemfigus vulgaris, büllöz pemfigoid), paraziter deri enfeksiyonları (leişmaniyazis) ve ürtiker grubu hastalıklar oluşturuyordu. Aradaki fark çoğu hastanın poliklinikte ayaktan tedavi edilebilen hastalıklara sahip olmasından ve yetişkin ve çocuklarda görülen dermatozların farklılığından kaynaklanmaktadır.

İngiltere ve Amerika’da yapılan ortak bir çalışmada en sık yatışı yapılan hastalıklar İngiltere’de psoriasis, atopik dermatit ve diğer dermatitler iken Amerika’da psoriasis, bacak ülserleri ve mikozis fungoides olarak bulunmuş (3). Almanya’dan bildirilen bir çalışmada, serviste yatan 2334 hastada en sık allerjik ve intolerans reaksiyonları, dermatit ve ekzemalar, primer deri neoplazmlar, enfeksiyon hastalıkları, otoimmün hastalıklar, ürtiker ve papüloskuamöz hastalıklar saptanmış (8).

Storan ve ark.’nın 2013 yılında yaptıkları çalışmada, 18-100 yaş aralığında bulunan, 2216 yatan hastada en sık dermatitler (en sık nedeni bilinmeyen dermatitler, atopik dermatit ve kontakt dermatit), psoriasis, maligniteler (en sık kutanöz T-hücreli lenfoma), immünbüllöz hastalıklar (en sık büllöz pemfigoid pemfigus vulgaris) ve ilaç reaksiyonları bildirilmiştir (1). Ferguson ve ark.’nın yaptığı çalışmada ise dermatoloji servisinde yatan hastaların belirgin olarak 50 yaş ve üzeri olduğu, en sık bacak ülserleri, psoriasis ve dermatit nedeniyle yatırıldığı bildirilmiştir. Erkeklerin ortalama 19,5 gün, kadınların ise ortalama 24,3 gün hastanede kaldıkları saptanmış (9). Prodanovich ve ark.’nın Florida’da yaptığı çalışmada, 325 hastada en uzun yatış süresi 10,6 gün ile ilaç reaksiyonları, en kısa yatış süresi ise 4,4 gün ile kollajen doku hastalıkları olarak bildirmiştir (10). İspanya’da yapılan bir çalışmada 44 aylık bir zamanda, aylık 23,8 hasta yatışı olduğu, toplam 1048 hasta yatışının gerçekleştiği ve bu hastaların ortalama yaşının 66 olduğu bildirilmiştir. Yine aynı çalışmada ortalama yatış süresinin 7 gün olduğu, en sık neoplaziler, enfeksiyonlar, psoriasis ve dermatitler nedeniyle yatış yapıldığı saptanmış (11).

Bizim çalışmamızda en sık görülen egzemalar, inflamatuvar dermatozlar, otoimmün büllöz hastalıklar ve paraziter deri enfeksiyonları, ortalama yıllık yatış sayısı ile bu çalışmalarla paralelik göstermektedir. Görüldüğü gibi, dermatoloji servislerine yatan hastaların klinik özellikleri ülkeden ülkeye çeşitlilik göstermektedir. İngiltere ve ABD’de psoriasis ve egzema grubu hastalıklar, İspanya’da neoplaziler, Almanya’da allerjik ve intolerans reaksiyonları ilk sırada görülmektedir. Bizim çalışmamızda ise ilk sırayı egzemalar oluşturuyordu. Araştırmanın retrospektif olması, sadece yatan hastaların çalışmaya dahil edilip poliklinikten başvuran hastaların veya yatan hastalar için istenen dermatolojik konsültasyonların dahil edilmemesi, her merkezin farklı kayıt ve çalışma sisteminin olması çalışmamızın kısıtlayıcı yönleri idi.


Sonuç

Yaşları 2 ile 105 arasında değişen toplam 1223 hastanın değerlendirildiği çalışmamızda hastaların %47,8’i (584) erkek, %52,2’si (689) kadın olduğu, aylık ortalama 25,4, yıllık ortalama 305,7 hasta yatışının olduğu tespit edildi. Hastaların ortalama yaşı 40,7 olarak bulunurken, enfeksiyöz hastalıklar ile yatırılan hastalarda ortalama yaş 30, egzemalar, inflamatuvar dermatozlar, ürtiker grubu hastalıklar, ilaç reaksiyonları ve kollajen doku hastalıkları olanlarda 40, malign tümörler ve otoimmün büllöz dermatozlu hastalarda 50 yaş olarak bulundu. En sık yatış endikasyonu olan hastalıklar egzemalar, inflamatuvar dermatozlar, otoimmün büllöz hastalıklar ve paraziter deri enfeksiyonları olarak bulundu. Hastaların hastanede ortalama yatış süresi 9,81, ortalama maliyetleri 926 TL olarak bulundu. En uzun yatış süresi malign deri tümörleri, otoimmün büllöz hastalıklar, infalamatuvar ve infeksiyöz hastalıklarda görülürken en kısa yatış süresi egzemalar, ilaç reaksiyonları ve ürtiker grubu hastalıklarda saptandı. Yatış maliyeti en yüksek hastalıklar otoimmün büllöz hastalıklar, malign deri tümörleri ve inflamatuar dermatozlar, en düşük ise egzemalar ve ürtiker grubu hastalıklar olduğu saptandı. Tüm bu sonuçlara göre kronik, şiddetli seyreden, ileri yaş, bakıma muhtaç ve komorbiditesi olan hastalarda yatış daha sık olup, buna bağlı yatış süresi uzamakta ve buda maliyet olarak belirgin bir artış ile kendini göstermektedir. Tüm bunlara rağmen dermatologlar veya doktorların yatış kararı verirken hastalara faydalı olma fikri ön planda tutulmalıdır. Ekonomik ve idari kaygıların tercihinde baskın olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Dermatoloji servisine yatan hastaların özelliklerinin bilinmesi sağlık hizmetleri ve tedavi uygulamalarının planlanmasında, sürdürülebilirliğinde ve maliyet oranlarının daha uygun düzeyde tutulabilmesine yardımcı olabileceği kanısındayız.


1. Storan ER, McEvoy MT, Wetter DA, El-Azhary RA, et al. Experience with the dermatology inpatient hospital service for adults: Mayo Clinic, 2000-2010. J Eur Acad Dermatol Venereol 2013;27:1360-5.
2. Bilgili ME, Yildiz H, Sarici G. Prevalence of skin diseases in a dermatology outpatient clinic in Turkey. A cross-sectional, retrospective study. J Dermatol Case Rep 2013;7:108-12.
3. Ayyalaraju R, Finlay A, Dykes P, Trent J, et al. Hospitalization for severe skin disease improves quality of life in the United Kingdom and the United States: A comparative study. J Am Acad Dermatol 2003;49:249-54.
4. Sula B, Uçmak D, Saka G, Akdeniz S, et al. Prevalence of skin disorders among primary school children in Diyarbakir, Turkey. Arch Argent Pediatr 2014;112:434-8.
5. Çiçek D, Dertlioğlu SB, Çolak C. The Seasonal Changes and Freqency of Children Patiens Who Were Hospitalized in Clinic of Dermatology. Firat University Journal of Health Sciences 2009;23:31-5.
6. Tamer E, İlhan MN, Polat M, Lenk N, et al. Prevalence of skin diseases among pediatric patients in Turkey. J Dermatol 2008;35:413-8.
7. Baş Y, Kalkan G, Seçkin HY, Takcı Z, et al. Analysis of Dermatologic Problems in Geriatric Patients. Turk J Dermatol 2014;2:95-100.
8. Hensen P, Fürstenberg T, Luger TA, Steinhoff M, et al. Case mix measures and diagnosis-related groups: opportunities and threats for inpatient dermatology. J Eur Acad Dermatol Venereol 2005;19:582-8.
9. Ferguson JA, Goldacre MJ, Newton JN, Dawber RP. An epidemiological profile of in-patient workload in dermatology. Clin Exp Dermatol 1992;17:407-12.
10. Prodanovich S, Kirsner R, Kerdel F. Inpatient dermatology. A prescription for survival. Dermatol Clin 2001;19:593-602.
11. Doval I, Feal C, Roson E, Abalde MT, et al. Inpatitent dermatology: characteristics of patients and admissions in a Spanish hospital. J Eur Acad Dermatol Venereol 2002;16:334-8.